Eserlerimiz

ÖCÜLER

      Çocukluğumuzda bizi hep öcü masalları ile büyüttüler, cinler, periler, şeytanlar... ölmüşlerin ve ermişlerin ruhları!... (Gerçek şeytanlar hayattaymış oysa?)

      Soğuk kış günlerinde ihtiyar büyüklerimizin ocak başlarında bize anlattıkları öcü masalları, keramet ve büyü hikâyeleri... ve o gizemli masallara inanan zavallı bizler...

      O zamanlar tuvaletler evlerin dışında bahçe avlusunda olurdu, tuvalete korkak adımlarla giderdik ya geri dönüşümüz? Tam bir kâbus olurdu, zifiri karanlıkta hızla eve doğru koşarsın. Sanki seni kovalayan kara bir öcü, omzuna pençe atıp yakalayacakmış gibi olur. Sen hızlanırsın, o da hızlanır, ha yakaladı ha yakalayacak! Uçarak takip eder seni karanlıkta, kara bir gölge gibi... Soyut dünyadaki ininden fırlamış yaşadığın dünyanın perdesini yırtmış ve peşine düşmüştür öcü! Taş merdivenleri tırmanırken korkudan dilin damağın kurur kan ter içinde kalırsın. 75 wat’lık sarı ışıklı ampullerin yandığı taş duvarlı, ahşap tavanlı, tahta zeminli, toprak sıvalı, is ve saman kokulu eve zor atarsın kendini.

      Anlatılan öcü hikâyeleri seni uykuda da rahat bırakmaz, elini kolunu bağlayan karabasana dönüşür öcüler... Bağırmak istersin bağıramazsın, hareket etmek istersin edemezsin, seni boğmaya çalışır öcü! Bildiğin duaları okumaya başlarsın. Uyuşmuş beynin, taş kesilmiş bedenin yavaş yavaş çözülür... 

      Lodosla birlikte, çürümeye yüz tutmuş bahçe kapısına tekme atarak, gıcırtılı sesler eşliğinde alt dama girerdi öcüler. Sonra yavaşça yukarı yükselir, tahta zemindeki eski kilimi kabartarak evin içinde gezinir, kafatasımızı sıvazlar, kırık pencereyi yamayan naylon örtüye sürtünerek uzak bir tepedeki köpek uluması sesine karışır uğultular eşliğinde... Birden tavan arasından fısıldar, bacadan tekrar evin içerisine girer, küllerin üstüne düşer, ocağı harmanlanırdı öcüler. Gece karanlığında kireçli duvarlarda uçuşan korkunç gölgeler sabah gün ışığıyla kaybolur giderdi küçük dünyamızdan.

      Bir sabah, pervazından baykuş seslerinin yükseldiği sisler arasındaki Kocabey Köyü ilkokulunun kapısından, dışarı koşan küçük bir kız gördük, okula ilk o gelmiş ve müdürün odasında öcü görmüş! Hiç bir çocuk korkudan okula giremedi. Bir kaçımız kapıya yaklaştık, okulun kapısının aralığından müdür odasına baktık, loş ışıklı kapının kenarında bir karartı! Bütün çocuklar çığlık çığlığa bahçe kapısına kaçıştı! Çocuk ruhlarda tam bir panik ve korku havası, çünkü orada bir öcü vardı? 

      Ürkek, korkak, zavallı köy çocuklarının dünyasında; gölgelerin ve mahlûkların masum şekillerinden sıyrılarak, sihirli ruhlara, korkunç kılıklara büründüğü öcüler vardı bir zamanlar...  Şimdi o öcüler başka kılıklara büründü aklımızı, ruhumuzu, her şeyimizi yönlendirmek istiyor. 27.06.2007

 (eser : kocabey) 

____________________________________________ 

Telif hakları sadece size ait olan bilimsel, sanatsal ve edebi eserleriniz ile proje ve çalışmalarınızı

kocabey@kocabeykoyu.org 

veya

kocabeykoyu@live.com

adresine göndererek başarınızı bizimle paylaşın.

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam15
Toplam Ziyaret73624
Hava Durumu